|
Eylem
MediaMarkt Türkiye ve TEGV’den deprem bölgesinde 11 bini aşkın çocuğa nitelikli eğitim desteği
Depremin hemen ardından bölgeye “bir defalık destek” yerine, çocukların eğitimle bağını koparmayan sürdürülebilir bir modelle katkı sunmayı hedefleyen MediaMarkt Türkiye, bu ortaklığı 4 yıla yayarak 24.000 çocuğa ulaşmayı ve 300.000 öğrenim saatine çıkmayı amaçlıyor. MediaMarktSaturn Perakende Grubu’nun faaliyet gösterdiği 11 ülke arasında bugüne dek hayata geçirilen en büyük toplumsal yatırım olma özelliğini taşıyan program, şirketin toplumsal etki vizyonunu güçlü biçimde ortaya koyuyor.
6 Şubat depremlerinin ardından bölgeye uzun soluklu ve somut katkı sunmak adına Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) iş birliği ile “Eğitimle Daha İyiye” projesini hayata geçiren MediaMarkt, çocukların nitelikli eğitime erişimine destek olmaya devam ediyor. Depremin hemen ardından MediaMarkt Türkiye, TEGV’in Ateşböcekleri mobil etkinlik noktası modelini, 4 yeni öğrenim birimi ile güçlendirdi. Sahada kurulan ve bölgedeki okulları gezerek çocuklara ulaşan sürdürülebilir eğitim düzeni ile Hatay, Malatya, Gaziantep ve Kahramanmaraş’ta bugüne dek 11 bini aşkın çocuğa umut oldu.
Yapay zekâ atölyeleriyle çocukların dijital becerileri gelişiyor
MediaMarkt’ın desteklediği Ateşböceği öğrenim birimlerinde 1. sınıftan 8. sınıfa kadar çocuklara bilgisayar, iletişim teknolojileri, kodlama, bilişim, tasarım, bilim ve sanat gibi farklı alanlarda kısa ve uzun süreli etkinlikler gerçekleştiriliyor. Bu öğrenim birimlerinde bugüne dek yaklaşık 146 bin saatlik etkinlik yapıldı. Programın bu yıl öne çıkan yeniliklerinden biri ise Ateşböcekleri öğrenim birimlerine yapay zekânın kalıcı bir içerik olarak dahil edilmesi oldu. Bu yaklaşım; çocuklara yapay zekânın “yerine düşünen” değil, doğru kullanıldığında üretimi büyüten bir araç olduğunu öğretmeyi hedefliyor.
Aralık 2025’te başlatılan Yapay Zekâ Hikâye Etkinliği, bugüne kadar 364 çocuğun katılımıyla gerçekleşti. Atölyelerde çocuklar kendi hikâyelerini yazıyor; karakterleri, duyguyu ve dünyayı tanımlıyor. Programın bir sonraki adımında, atölyelerde üretilen hikâyelerin bir araya getirilerek 2026 sonunda tüm çocukların yararlanabileceği dijital bir çocuk masalları kütüphanesine dönüştürülmesi hedefleniyor.
Farklı illerde çocuklarla sanat ve drama odaklı atölyeler gerçekleştiren Ceyda Düvenci ve Taş-Kağıt-Makas ekibi ile yapay zekâ atölyelerinde çocukları bu teknolojiyle tanıştıran Bager Akbay gibi isimler de projeye katkı sunmaya devam ediyor. TEGV ile Ekim 2023’ten bu yana devam eden projenin önümüzdeki yıllarda 24 bin çocuğa ulaşması hedefleniyor. Depremin üçüncü yıl dönümünde Hatay’a yapılan ziyarette, MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar ve TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı, projenin önemli kilometre taşlarını paylaştı.
Hulusi Acar: “Eğitimle Daha İyiye sadece bir proje değil, sürekli büyüyen bir bağ”
Türkiye’nin lider elektronik perakendecisi olarak büyümeyi sadece ticari sonuçlarla değil; çevreye ve topluma değer katan, uzun vadeli etki yaratan bir yaklaşım olarak gördüklerini söyleyen MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar, “Ateşböcekleri TEGV’in çok köklü ve çok değerli bir eğitim modeli. Biz MediaMarkt olarak bu modele, deprem bölgesinde çocukların ihtiyacına odaklanarak somut ve uzun soluklu bir katkı sunmak istedik. Bu projeyi hiçbir zaman ‘uzaktan destek’ gibi görmedik. İki yıldır ekiplerimiz bölgeye düzenli olarak gidiyor; sahadaki birimleri ziyaret ediyor, içeriklerin sahadaki gerçekliğe uygun gelişmesi için birlikte öğreniyor. Bu sebeple “Eğitimle Daha İyiye” sadece bir proje değil; sahada yaşayan, sürekli güncellenen ve birlikte büyüyen bir bağ haline geldi” dedi.
Hulusi Acar: “Bizim için en büyük kazanım çocukların katılımcı değil, üretici olması”
Programın çocuklar için tasarlanan eğitim içerikleriyle fark yarattığını söyleyen Acar, “Ateşböceği öğrenim birimlerinde çocukların yaş grubuna uygun, sahaya uygun, uygulamalı bir program var. Çocuklar sadece dinlemiyor; dokunuyor, yapıyor, deniyor, üretiyor, paylaşıyor… Bizim için en önemli kazanım, çocuğun ‘katılımcı’ değil ‘üretici’ olması. Bu yıl programın içine bir yenilik daha ekledik: AI masal atölyesi… Çünkü yapay zekâ artık geleceğin değil, bugünün gerçeği ve çocuklarımızı bu dünyaya bugünden hazırlamamız gerekiyor” dedi.
Sait Tosyalı: “‘Eğitimle Daha İyiye’ projesi kalıcı umut yaratan çok değerli bir etki ortaya koyuyor”
TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı, MediaMarkt Türkiye ile yürütülen iş birliğinin sahada yarattığı kalıcı etkiye vurgu yaparak şunları söyledi: “TEGV’de eğitimde gerçek etkinin süreklilik ve ölçülebilirlikle mümkün olduğuna inanıyoruz. Deprem sonrası dönemde çocukların eğitimle bağını korumak hayatiydi ve MediaMarkt Türkiye ile iş birliğimiz, 26 yıldır çocuklarla buluşan Ateşböceklerimizin kapasitesini güçlendiren, kalıcı fayda yaratan örnek bir dayanışmaya dönüştü. Vakfımız 30 yılı geride bırakırken biliyoruz ki nitelikli eğitim, bir defalık bir destek değil; çocukların hayatına uzun vadeli bir eşliktir. “Eğitimle Daha İyiye” projesi bu anlayışla büyüyen, düzenli takip edilen ve kalıcı umut yaratan çok değerli bir etki ortaya koyuyor.”
Damat Tween, bu yıl da 14 Şubat Sevgililer Günü’nde yarattığı yaşam tarzı ve heyecan verici etkinlikler farkını ortaya koydu.
Sevgililer Günü’nü İstanbul’un kalbinde, şıklık ve müzik dolu özel bir etkinlikle kutlayan Damat Tween, bu özel günü sadece bir alışveriş anı değil Suadiye ve Nişantaşı sokaklarına taşan interaktif bir deneyime dönüştürdü.
Sevgililer Günü boyunca Nişantaşı ve Suadiye mağazalarının çevresinde, Damat Tween’in kusursuz işçiliğini yansıtan smokinler içindeki modeller, günün ruhunu simgeleyen gülleri moda severlerle buluşturdu. Özel Damat Tween sticker’ları ile hazırlanan bu güller, şehirde şık ve romantik bir iz bıraktı.
Kutlamanın ritmini Suadiye ve Nişantaşı mağazalarında gerçekleşen canlı DJ performansları ile yükselten Damat Tween, alışveriş keyfini adeta bir festivale dönüştürdü.
Bata Group, global büyüme ve iş ortaklıkları yapılanmasını desteklemek üzere Deniz Erda’nın Global Partners & Expansion Danışmanı olarak göreve başladığını duyurdu.
30 yılı aşkın uluslararası perakende deneyimine sahip olan Erda, daha önce farklı coğrafyalarda perakende operasyonları, franchise yapıları ve çok kanallı büyüme projelerine liderlik etti. Yeni görevinde şirketin global iş ortaklığı ekosisteminin geliştirilmesi ve büyüme fırsatlarının değerlendirilmesine katkı sağlayacak.
Hedefte Türkiye de var
Rol kapsamında franchise, toptan satış ve lisanslama modelleri üzerinden ölçeklenebilir büyüme yapılarının desteklenmesi hedeflenirken, Türkiye ve Orta Doğu bölgeleri de potansiyel büyüme pazarları arasında değerlendiriliyor.
1894’te Çekoslovakya’nın Zlin şehrinde, ailesinin 9. kuşak ayakkabı ustası Thomas Bata tarafından kurulan ünlü ayakkabı markası BATA Grubu bugün, 6 binden fazla perakende mağazası ve 100 bin bayisiyle dünya genelinde faaliyet gösteriyor.
Türkiye’nin en büyük yerli iş yazılımı şirketi Logo Yazılım, perakende sektörüne yönelik geliştirdiği bulut tabanlı yeni uygulaması Pera ile mikro ölçekli işletmelerin hayatını kolaylaştırıyor. Kullanıcı dostu arayüze sahip Pera, yüz yüze hızlı satış ve e-ticaret işlemlerinin tek uygulama üzerinden yönetilmesine olanak sağlıyor. Vergi mevzuatına tam uyumlu uygulama; mikro işletmelerin güncel fiyat takibi yapabilmesi, kişiselleştirilmiş raporlara ulaşabilmesi ve yaygın Ödeme Kaydedici Cihazlar (ÖKC) ile entegre şekilde çalışabilmesini sağlıyor. 7 milyondan fazla hazır barkodlu ürün ve yapay zekâ ürün görselleştirilmesi gibi özelliklerle müşteri deneyimini farklılaştırıyor.
Perakendede dijitalleşmeyi daha geniş bir tabana yayacak
Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğundaki öncü rollerini vurgulayan Logo Grup CEO’su M. Buğra Koyuncu, “Mikro ölçekli işletmelerin dijitalleşmesi, yalnızca işletmelerin rekabet gücünü artırmakla kalmıyor; aynı zamanda ekonomimizin sürdürülebilir büyümesi ve dinamizminin korunması açısından da kritik bir rol üstleniyor. Bu nedenle Türkiye’nin en büyük yerli iş yazılımı şirketi olarak dijitalleşmeyi geniş bir tabana yaymak için yeni bir uygulamayı daha hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bugüne dek ağırlıklı olarak büyük ölçekli perakende şirketleriyle edindiğimiz derin sektörel deneyimi, doğrudan mikro işletmeler için geliştirdiğimiz Pera’ya taşıdık” dedi.
İşlemler sadeleşiyor, verimlilik artıyor
Logo Grup Büyüme Projeleri Direktörü Okan Şafak ise, “Bulut tabanlı Pera, omnichannel satış senaryolarına uyumlu yapısı ve kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi özellikleriyle, işletmelerin hem verimliliğini hem de hizmet kalitesini artıracak. İşletmelerin tüm operasyonel işlemlerini tek bir uygulama üzerinden yönetebilmesine olanak tanıyarak operasyonel sadelik ve verimlilik sağlıyoruz. Mobil cihazlar ve kasa ekranları üzerinden erişim sunan Pera, satışa dair tüm raporları otomatik olarak oluşturuyor. Pera ayrıca, işletmelerin kullandıkları e-ticaret sistemleriyle de entegre çalışabiliyor. On binlerce ürün, dakikalar içerisinde uygulamaya yüklenip satışa başlanabiliyor” ifadelerini kullandı.
İşletmelerin operasyonel iş yükü azalıyor…
Yeni uygulama işletmelerin satışlarını, siparişlerini ve analizlerini takip etmelerine olanak tanıyarak analizler ve raporlama araçları aracılığıyla performanslarını ölçmelerine yardımcı oluyor. Mikro ölçekli işletmeler, dijitalleşme yolunda güvenli bir adım atma imkânına sahip oluyor. İşletmeye zaman kazandırırken müşteri ilişkilerini güçlendiriyor. Market, şarküteri, kırtasiye, petshop, butik, self servis kafe gibi tek ya da birkaç şubeli işletmelerin günlük iş yükünü azaltıyor. Yüz yüze ve e-ticaret satış senaryolarına uyumlu olan uygulama, ayrıca etkinlik, stant, festival gibi geçici satış noktalarında da mobil özelliği ile kullanım kolaylığı sağlıyor.
Süt ve süt ürünleri pazarında İçim, Président, Masterini ve Ice Break markalarıyla tüketicilere ulaşan Lactalis Türkiye’nin yeni CEO’su Onur Barım oldu. Görevine 1 Şubat 2026 itibarıyla başlayan Barım daha önce, dünya süt endüstrisinin lider şirketi Lactalis grubuna bağlı olan Lactalis Romanya’nın CEO’su olarak görevini sürdürüyordu.
İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun olan Onur Barım; kariyerine Perfetti Van Melle’de başladı. Onur Barım, daha sonra Turkcell ve Ülker’de pazarlama alanında çeşitli yöneticilik görevlerinde bulundu. Ülker’in süt ve süt ürünleri üretim ve dağıtım faaliyetlerinin Lactalis’e devredilmesiyle birlikte, Ülker’de 9 yıl boyunca sürdürdüğü Pazarlama Direktörlüğü görevine Lactalis Türkiye bünyesinde devam etti. 2018 yılında Lactalis Suudi Arabistan CEO’su olarak uluslararası kariyerine adım atan Barım, Lactalis Türkiye CEO’su olarak atanmasından önce 2022’den bu yana Lactalis Romanya CEO’su olarak görev aldı.
Lactalis Türkiye’de 13 yıldır CEO’luk görevini yürüten Ali Sözen, Şubat 2026 sonuna kadar Onur Barım’la birlikte çalışmayı sürdürecek. Sözen, şirketin 2015 yılında Grup Lactalis’e katılım sürecini yönetti ve sonrasında endüstriyel, dijital ve kültürel dönüşümüne vizyoner bakış açısıyla liderlik ederek birçok kritik başarıya imza attı. Görev süresi boyunca Lactalis Türkiye’yi dinamik ve yenilikçi bir şirkete dönüştüren Sözen, stratejik yaklaşımıyla kurumun markalı ürünlere ağırlık veren tüketici odaklı bir yapıya evrilmesini sağladı. Bu stratejik liderlik sayesinde Ali Sözen, markanın her yıl aralıksız pazar payı kazanarak sektörde güçlü bir konuma ulaşmasına ve şirketin büyümesine öncülük etti.
Teknosa’nın 25. yılına özel hazırlanan imaj filmleri, Marketing Türkiye için Adgager tarafından gerçekleştirilen AdQ (Advertising Quality) araştırmasında, 858 reklam filmi arasından seçilerek Toptan ve Perakende kategorisinde 2025’in en etkili reklam filmleri arasında yer aldı.
Araştırmada genel AdQ ortalamasının 7,1 olduğu görülürken, Teknosa’nın “Teknoloji Teknosa’da Güzel” kampanyası kapsamında hazırlanan iki imaj filmi 7,9 AdQ skoru ile ortalamanın üzerinde bir etki performansı sergiledi. Aynı kategoride ilk üçte yer alan reklam filmlerinin ikisinin Teknosa’ya ait olması, kampanyanın yaratıcı ve stratejik gücünü ortaya koydu.
Teknosa’nın 25. yıl imaj filmleri, teknolojiyi yalnızca ürün ve satış odağında değil; hayatın içinden, insani ve yaratıcı bir anlatımla ele almasıyla araştırmada öne çıktı. Kampanya, teknolojiyle kurulan duygusal bağ üzerinden markanın “yaratıcı” algısını güçlendirirken, kategori içinde farklılaşmasını sağladı.
Kampanyanın teknoloji ürünlerini satış odaklı bir dilden uzak, yaşamın doğal bir parçası olarak sunmasının etkili olduğu vurgulanırken; iki ayrı versiyonun ilk üçte yer alması, fikrin iletişim gücünü ve sürekliliğini gösterdi.
ECE Türkiye’nin sektörel bilgi birikimi ve global gücü ile Akpolat Ailesi’nin uzun vadeli yatırım yaklaşımını bir araya getiren Adapalm Alışveriş ve Eğlence Merkezi, Adana şehir merkezinde bölgesel ölçekte stratejik bir yeniden konumlandırma projesi olarak ele alınıyor. 200’ün üzerinde mağazasıyla 2026 yılının son çeyreğinde açılacak olan Adapalm; Adana’nın büyüyen nüfus yapısı, çevre illerle kurduğu güçlü bağ ve mevcut perakende arzındaki boşluk dikkate alınarak, şehir içinden ve çevre illerden düzenli ziyaretçi çekecek bir çekim merkezi olarak kurgulanıyor.
Şehre ve ekonomik yaşama değer katacak bir merkez
Adapalm AVM; güçlü marka karması, çocuklara ve ailelere yönelik büyük ölçekli eğlence alanları, çok çeşitli gastronomi seçenekleri ve sosyalleşme alanlarıyla bölge ekonomisine canlılık kazandırmayı hedefliyor. Doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 2.000 kişiye istihdam sağlayacak proje, Adana’nın perakende ticaret ve hizmet ekonomisine uzun vadeli katkı sunacak. Alışveriş, eğlence ve yeme-içmeyi bir arada sunan bu bütüncül yapı, şehrin sosyal hayatında yeni bir cazibe merkez oluşturmayı amaçlıyor.
Projenin en dikkat çeken özelliklerinden biri, 8.000 m² alana sahip HUPALUPA olacak. Bu alan, yalnızca Adana’nın değil, tüm Akdeniz Bölgesi’nin en büyük çocuk ve genç eğlence merkezi olarak planlanıyor. Eğlence alanlarıyla Adapalm, aileler ve genç ziyaretçiler için benzersiz bir deneyim sunacak ve şehrin sosyal yaşamına değer katacak.
“Adana, mevcut AVM arzı açısından Türkiye ortalamalarının altında”
ECE Türkiye Genel Müdürü Semet Yolaç Canlıel, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Adapalm’i planlarken Adana’nın demografik yapısını, günlük yaşam alışkanlıklarını ve bölgenin gelişim potansiyelini detaylı şekilde analiz ettik. Adana; nüfus büyüklüğü, çevre illerle kurduğu güçlü bağ ve artan yatırımlara rağmen, modern ve deneyim odaklı alışveriş merkezi arzı açısından Türkiye ortalamalarının altında kalan bir şehir. Bu da doğru kurgulanmış projeler için önemli bir fırsat alanı yaratıyor. ECE Türkiye olarak Adapalm’de küresel trendleri yerele taşıyan, nitelikli ve çeşitli marka karmasıyla bölgeye ilkleri getiren, güçlü eğlence ve gastronomi arzıyla çekim gücü oluşturan ve sosyalleşme alanları ile günün her saatinde misafirlerimizin konforlu zaman geçirebildikleri bir buluşma noktası oluşturacağız. Markaların en yeni konseptleriyle bölge ile buluşacak olmaları bizleri heyecanlandırıyor.”
“Adana’nın potansiyeline güvenerek uzun vadeli bir vizyonla ilerliyoruz”
Adapalm AVM’nin yatırımcısı Sinan Akpolat, “Biz yatırımlarımızı her zaman yaşadığımız coğrafyaya uzun vadeli değer yaratma perspektifiyle ele alıyoruz. AVM yatırımlarına bakışımız; kısa vadeli getirilerden çok, doğru konumlandırma, sürekli gelişim ve güçlü iş birlikleri üzerine kurulu. Adapalm AVM’de de hedefimiz; bölgenin ihtiyaçlarını doğru okuyan, perakendeci için sağlıklı bir ticari zemin, ziyaretçiler için ise yıllar boyunca karşılık bulacak bir yaşam alanı oluşturmak. Bu vizyonu hayata geçirirken ECE Türkiye gibi sektörde güçlü ve deneyimli bir iş ortağı ile çalışmak, projenin temel yapı taşlarından biri oldu” dedi.
Seda Akpolat ise projeyle ilgili olarak, “Adana; güçlü ticaret kültürü, genç nüfusu ve çevre illerle kurduğu bağlarla henüz tüm potansiyelini ortaya koymamış çok özel bir şehir. Adapalm AVM’yi, bu potansiyelin doğal bir parçası olacak şekilde; ailelerin, gençlerin ve şehrin sosyal hayatının bir araya geldiği, tüm paydaşları için yıllar boyunca değer üreten bir yaşam merkezi olarak konumlandırıyoruz. Hedefimiz, Adana’ya yakışan, şehirle güçlü bir bağ kuran ve bölgeye değer katan bir buluşma noktası yaratmak. HUPALUPA ile Akdeniz Bölgesi’nin en büyük çocuk ve genç eğlence alanını şehre kazandırmak da bu vizyonun önemli bir parçası” ifadelerini kullandı.
|
|
Sağlık teknolojilerinde son yılların en güçlü dönüşüm alanlarından biri olan giyilebilir çözümler, artık yalnızca dijital verilerle değil, bilimsel temelli doğal kaynaklarla da yeniden tanımlanıyor. Doğal destek anlayışını modern yaşamla buluşturan Magnasand, yoğun Ar-Ge çalışmalarını klinik araştırmalar ile destekleyip modern üretim teknolojileriyle birleştirerek, giyilebilir medikal destek ürünlerinde yeni bir yaklaşım sunuyor. Kuruluşundan itibaren kısa vadeli ticari hedefler yerine, bilimi ve doğru ürünü merkeze alan bir yatırım modeli benimseyen Magnasand; Ar-Ge süreçleri, üniversite iş birlikleri, klinik çalışmalar, tesciller ve üretim altyapısına yaptığı yatırımlarla dikkat çekiyor. Magnasand, Türkiye’nin doğal kaynaklarını bilimsel temellerle işleyerek hem yerel hem de global pazarda güvenilir bir medikal destek markası olmayı hedefliyor.
Geleneksel kum terapisini bilimsel teknolojiye dönüştürüyor
Magnasand manyetik siyah kumu “giyilebilir” hale getiren özgün yaklaşımı ile medikal destek ürünlerinden ayrışıyor. Doğal etkiyi bozmadan geliştirilen ergonomik ve esnek tasarımlar sayesinde; dizlik, sırtlık, boyunluk, bileklik, eldiven ve çorap gibi ürünler günlük yaşamın bir parçası haline geliyor. Böylece geleneksel kum terapisi, hareket özgürlüğünü kısıtlamadan, gün boyu sürdürülebilen bir destek sunuyor. Magnasand ürünlerinin etkisi yalnızca kullanıcı deneyimlerine değil, bilimsel ve klinik verilere dayanıyor. Medipol Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen çift kör, plasebo kontrollü çalışmalarda; siyah manyetik kum içeren ürünlerin kas, eklem ve romatizmal ağrılarda anlamlı iyileşme sağladığı ortaya konuyor. Araştırmalarda ağrı skorlarında belirgin düşüş, uyku kalitesinde ve genel rahatlama hissinde artış tespit edilmesi, Magnasand’ın tamamlayıcı ve destekleyici medikal ürün konumunu güçlendiriyor. Giyilebilir sağlık teknolojileri alanındaki yaklaşımları üzerine değerlendirmelerde bulunan Magnasand Genel Müdürü Emre Gökmen, “Magnasand’ı bir ürün markası olarak değil, bilimsel temelli bir sağlık yatırımı olarak görmek daha doğru. Doğanın bize sunduğu manyetik siyah kumu, Ar-Ge süreçleri ve klinik çalışmalarla destekleyerek giyilebilir hale getirdik. Hızlı büyümekten ziyade, doğru ürünü geliştirmeye odaklandık. Amacımız hem Türkiye’de hem de global pazarda güvenilir, kanıta dayalı bir medikal destek markası olmak” dedi.
Günlük yaşama entegre çözümler
Magnasand ürünleri; kas ve eklem ağrılarından spor sonrası toparlanmaya, masa başı çalışmaya bağlı bel, boyun ve sırt ağrılarından romatizmal rahatsızlıklara, dolaşım problemleri ve ödeme kadar geniş bir alanda destek sunuyor. Ürünler, klinik ihtiyaçlara sahip kullanıcıların yanı sıra, yaşam kalitesini artırmak isteyen bireyler için de günlük kullanımda pratik çözümler sağlıyor. Yerli üretim altyapısını global hedeflerle birleştiren Magnasand, halihazırda Yunanistan’da distribütörlük faaliyetlerini sürdürüyor. Düsseldorf MEDICA Fuarı’nda gördüğü yoğun ilgiyle birlikte Almanya başta olmak üzere farklı pazarlarda aktif görüşmeler yürüten marka, doğal kaynaklı ve bilimsel temelli yapısıyla uluslararası pazarda özgün bir giyilebilir sağlık teknolojisi olarak konumlanmayı amaçlıyor.
