Kadın Girişimci Ekosistemi platformu AHORAS’ın bu yıl Kadınlar Günü kapsamında 5 Mart 2024’de ilkini gerçekleştirdiğ ‘E-Ticaret Zirvesi’nde Umay Cosmetics de destekçiler arasında yer aldı.
Umay Cosmetics, bu yıl ilki gerçekleşen ve kadın girişimci adaylarına Türkiye’de, yurt dışında yapmakta oldukları ya da hayalini kurdukları işlerini çok büyük yatırımlar olmadan da devam ettirmenin yollarını gösteren E-Ticaret Zirvesi’nin önemli bağışçıları arasında yer aldı.
Zirveden elde edilen tüm gelir STK’lar aracılığıyla, e-ticaret firması kurmak isteyen ve bütçesi olmayan kadın girişimciler için harcanacak.
Genel
Teknosa, teknoloji meraklılarına ve sektör profesyonellerine hitap eden yeni YouTube serisi “Teknosa ile TeknoTalks” ile dijital platformlardaki varlığını güçlendiriyor. Teknoloji ve pazarlama dünyasının önde gelen isimleri ile yenilikçi liderleri her ay TeknoTalks’a konuk olacak.
YouTube kanalını en son teknolojik gelişmeleri takip etmek, ürünler hakkında detaylı bilgilere ulaşmak ve teknolojiyi eğlenceli bir şekilde keşfetmek isteyenler için vazgeçilmez bir kaynak haline getiren Teknosa, teknoloji ve pazarlama dünyasına dair derinlemesine bilgiler sunarak, izleyicilere yeni bakış açıları kazandırmayı vaat ediyor.
Perapost’un mart sayısı yine dopdolu. Dijital dünyadan haberleriyle perakende ve iş dünyasının nabzını tutan Perapost, dijital gazetesi, instagram canlı yayınları, lider iletişimi ve sosyal medyasıyla da sektöre hizmet vermeye devam ediyor.
Gazeteyi indirmek için: https://dijitalbasin.com/Read/3480/pera-post
Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği’nin (AYD) 16. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. Genel Kurul açılış konuşmasını yapan AYD Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Şapkacı, AYD’nin 2023 yılı faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Sektör değerlendirmesi yapan Nuri Şapkacı şunları söyledi: “Hepinizin malumu olduğu üzere, devam eden savaşlar, enflasyon, artan belirsizlikler, iklim değişikliği gibi faktörler küresel büyümeyi baskı altında tutmuştur. Bununla birlikte sektörümüz, tüm olumsuz şartlara rağmen büyümesini sürdürmüştür. 2023 yılında alışveriş merkezlerinin metrekare cirosu bir önceki seneye göre nominal olarak %99,6 oranında artış göstermiş; ziyaretçi sayıları da aynı dönemde %12,7 oranında artmıştır. Ulaşılan bu büyüklükler, sektörümüzün değişen şartlara adaptasyon yeteneğini ve esnekliğini göstermektedir.” Son bir yıl zarfında, konut kira rejiminden ayrılan bir ticari gayrimenkul mevzuatının oluşturulmasına yönelik çalışmaların yanında sözleşme serbestisinin daha fazla güvence altına alınmasının AYD’nin öncelik verdiği konuların başında geldiğini belirten Şapkacı, bu kapsamda Bakanlıklar, STK’lar ve benzeri kuruluşlar nezdinde sürdürülen temaslarla ticari gayrimenkulün tüm alanlarında yerli ve yabancı yatırımların artmasını hedeflediklerini vurguladı.
Gelecek dönem vizyonu
Konuşmasında AYD’nin gelecek dönem çalışmaları hakkında da bilgi veren Nuri Şapkacı: “2024 yılında da derneğimizin öncelikli hedeflerinin başında AVM sektörünü ileriye taşımak için gelişmiş ülkelerde örneklerini gördüğümüz küresel uygulamaların ülkemize de uyarlanması gelmektedir. Yeni yatırımların hayata geçirilmesi ve mevcut AVM’lerin günümüz şartlarına uygun olarak yenilenebilmesi için uygun yatırım ortamının oluşturulmasının yanı sıra dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve standardizasyon da yine ana gündem maddelerimiz arasında yer alacaktır. Ancak ve ancak bu adımları kararlılıkla atarak daha büyük yol kat edebiliriz.” dedi. Şapkacı, konuşmasının sonunda 600 bin kişiye doğrudan ve 2,1 milyon kişiye de dolaylı istihdam sağlayan, 50 milyar dolar tutarındaki yatırım hacmi ve devam eden potansiyeli ile ülke ekonomisine katkısının yadsınamaz olduğu AVM sektörünün hedeflenen amaçlara ulaşabilmek için birlik ve beraberlik içerisinde çalışmaya devam

Perakende alışverişlerinde Temmuz ayında zirve yapan canlılığın turizmin katkısıyla Ağustos’ta da devam etmesi yüzleri güldürürken, sektör ÜFE ile TÜFE arasında 26 puana ulaşan farkı yönetmekte giderek zorlanıyor. Maliyet artışlarını fiyatlara yansıtmamak için her türlü fedakarlığı yapan sektör, pandemi nedeniyle sonbaharda yaşanabilecek olası bir kapanmadan büyük endişe duyuyor. Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, alışverişteki canlılığın Temmuz kadar olmasa bile Ağustos’ta da devam ettiğine dikkat çekti. Öncel, Ağustos ayı anketine göre BMD üyesi markaların AVM ve cadde mağazalarındaki cirolarının ortalamada geçen yıla göre yüzde 50 arttığını bildirdi. Aynı dönemde e-ticaretin toplam ciroya katkısında kısmi bir gerileme olduğunu ifade eden Sinan Öncel, sözlerini şöyle sürdürdü:
MALİYET ARTIŞLARINI FİYATLARA YANSITAMIYORUZ’
“Ağustos’a baktığımızda markalarımızın büyük bölümünün toplam cirosunda e-ticaretin payı tek hanelere inmiş görünüyor. E-ticaretteki bu düşüşün konjonktürel bir takım nedenleri olduğunu biliyoruz. Ağustos verilerinin de gösterdiği gibi fiziki mağazaların perakende için asıl satış kanalı olmaya devam edeceğini unutmamamız gerekiyor. Dolayısı ile pandemi döneminin yaralarını sarabilmemiz için AVM ve caddelerdeki mağazalarımızın açık kalması hayati önem taşıyor. Ancak ülke genelinde aşılama konusunda henüz istenen düzeye ulaşamadığımız için sonbaharda yeni bir kapanma riski bizi endişelendiriyor. Bilindiği gibi son aylarda hammadde ve navlun maliyetleri çok arttı. Ülkemizin ekonomik gerçekleri ve tüketicinin alım gücü ortada olduğu için markalarımız maliyet artışlarının önemli bir bölümünü fiyatlarına yansıtamıyor. Ağustos itibarı ile ÜFE ile TÜFE arasında oluşan 26 puanlık fark da omuzlarımızdaki yükün ne kadar ağır olduğunu gösteriyor. Markalarımız bu farkı yönetmekte giderek zorlanıyor. Eğer bir daha kapanma olmaz ve mağazalarımız açık kalabilirse biz bir yandan maliyetlerimizin tüketiciye yansımasını minumum düzeyde tutarken diğer taraftan da pandemi döneminin hasarlarını onarabiliriz.”
Sinan Öncel, yeni bir kapanmanın sadece perakende ve ülke ekonomisi için değil, 1,5 yıl aksayan eğitimde de telafisi imkânsız sonuçları olabileceğinin altını çizdi. Öncel, “Eğitimde ve ekonomide daha ağır bedellerle karşılaşmamak için toplumun her kesiminin aşı konusunda duyarlı olması gerekiyor. Çalışanlarımız ve müşterilerimiz başta olmak üzere sırası gelen herkesi aşılarını tamamlamaya davet ediyorum” dedi.
61 ihracatçı birliği, 27 sektör ile 100 bin ihracatçının tek çatı kuruluşu olan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), ihracatçının hava kargo taşımacılığında maliyetlerini azaltarak ihracatını artırması için yaptığı çalışmalara tüm hızıyla devam ediyor. Bu kapsamda TİM ve THY, geçtiğimiz yıl küresel ticarette Türk ihracatçısına büyük avantaj sağlayan bir iş birliğine imza atmıştı. Turkish Cargo ek kapasite ve ihracatçıların yoğun olarak kullandığı 28 destinasyon için yüzde 10 ile yüzde 30 arasında indirim uyguluyordu. Türkiye’nin ihracat seferberliğine büyük katkıda bulunan iş birliği sayesinde 4 ayda toplam 1.2 milyar dolara yakın yüksek katma değerli ürün ihracatı gerçekleştirilirken, söz konusu anlaşmanın kapsamı da genişletildi.
35 ülkede 46 destinasyonda uygulanacak
TİM ve THY arasında imzalanan yeni protokolle; genel kargo, yumurta, yaş meyve ve sebze ile balık kapsamındaki Türk ihraç ürünlerinin yurt dışındaki 35 ülkedeki 46 destinasyonda hava kargo ile taşınmasında yüzde 10 ila yüzde 35 aralığında indirim uygulanacak. Kampanya ile 6.050 tonluk ek bir kapasite ayrılırken, ürün gamları da genişletildi. Ürün muhteviyatlarıyla birlikte ürün gamları sadece ton özelinde değil ton altında da sağlandığı kampanya 31 Aralık 2021 tarihine kadar devam edecek. Yeni protokolle ilgili Ankara Ticaret Bakanlığı’nda yapılan “Hava Kargo İş Birliği İmza Töreni”; Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, TİM Başkanı İsmail Gülle ve Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı İlker Aycı’nın katılımıyla gerçekleşti.
TİM Başkanı İsmail Gülle: İhracat takım işi
Törende konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı İsmail Gülle, THY’nin ülkenin medar-i iftiharı olduğuna vurgu yaptı. THY’nin 16-22 Ağustos tarihleri arasında günlük 1333 sefer sayısı ile Avrupa’da en çok uçan network taşıyıcısı olduğunu dile getiren Gülle “Pandemi döneminde sektörün küresel devlerinin batması tartışılırken THY tüm olumsuz durumlara rağmen yeni seferler açarak yoluna devam etti. Sınırların kapandığı, karayollarından ulaşımın neredeyse imkansız hale geldiği anlarda Turkish Cargo, hava lojistiğindeki sağlam altyapısıyla, Türk ürünlerini sayısız destinasyona güvenli ve hızlı bir şekilde teslim ederek ihracat ailesinin yanında oldu. Öyle ki, pandeminin etkisinin en yoğun hissedildiği 2020 Mayıs ayında, hava yolu ile ihracatın payı yüzde 10’u aştı. İhracat bir takım işi. İhracatçının aldığı her sipariş, finansmanıyla, üretimiyle, pazarlamasıyla, lojistiğiyle organizasyon gerektiren ciddi bir süreç. Bu vesileyle, ihracata katkılarından ötürü bayrak taşıyıcı havacılık markamızı Yönetim Kurulu Başkanı İlker Bey’in nezdinde tebrik ediyorum. İnşallah bu yeni protokolle de hava yoluyla ihracatın payını çok daha yukarılara taşıyacağız” dedi.
Hava kargo ile yapılan ihracat 6,8 milyar dolara ulaştı
TİM ve THY arasında Aralık 2020’de yapılan kargo indirimiyle ilgili iş birliğinin ihracata önemli katkı sağladını aktaran Gülle, şöyle devam etti: İ”ş birliğiyle Turkish Cargo 28 destinasyona, Türk ihraç ürünlerinin havayolu kargo ile taşınmasında, yüzde 10 ila yüzde 30 indirim uygulamaya başladı. Destinasyonları, lojistikte hangi noktaların yoğun biçimde kullanıldığını ve bu noktalara ihracat miktarını analiz ederek ihracatçımızın maksimum verim alacağı şekilde belirlemiştik. TİM-THY Hava Kargo Protokolümüzün olumlu sonuçlarını, rakamlar da net bir şekilde gösteriyor. Yılın ilk 8 ayında geçtiğimiz yıla göre hava kargo ile yapılan ihracatımız yüzde 28 artışla 5,3 milyar dolardan 6,8 milyar dolara ulaştı. Ortaya çıkan bu rakamlar, iş birliğimizi daha da genişletmemiz için bizleri daha da cesaretlendirdi. Bugün, ihracatçılarımız için yeni bir protokolle iş birliğimizi genişletiyoruz.”
Yeni protokol kapsamındaki ülkelere, 2021 yılının ilk 8 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 38 artışla 86 milyar 376 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiklerini kaydeden İsmail Gülle “İmzalanan bu protokolle ihracatçılarımız; Genel Kargo (GEN), Yumurta (HEG), Yaş Meyve ve Sebze (PEP) ile Balık (PES) kapsamında taşınabilecek Türk ihraç ürünlerini 35 ülkedeki 46 destinasyona yüzde 10 ila yüzde 35 aralığında indirim oranlarıyla müşterilerine ulaştırabilecek. Bu 35 ülke arasında, en çok ihracat yaptığımız ilk 5 ülkenin tamamının yer alıyor olması ayrıca önem arz ediyor” diye konuştu.
“Türk ihracatçısı krizi fırsata çevirdi”
Pandeminin ilk dalgasının oluşturduğu şok ortamından sonra küresel talep artışını ve küresel tedarik zincirlerindeki dönüşüm sürecini çok iyi değerlendiren Türk ihracatçısının bu krizi fırsata dönüştürdüğünü belirten TİM Başkanı Gülle “Kazanılan bu fırsatları, kalıcı ve sürdürülebilir hale getirmek için ihracatın her kademesiyle özenle ilgileniyoruz. Bu kapsamda ihracatçılarımızla gerçekleştirdiğimiz istişarelerde hava yolu ile taşımacılık noktasında pek çok talep aldık. Bu taleplere hızlıca cevap vermek adına, İlker Aycı Bey ile yaptığımız istişareler sonucu ortaya çıkan TİM THY Hava Kargo İş Birliği Protokolü, 4 Aralık’ta beş aylık süre için ihracatçılarımızın hizmetine sunulmuştu. Bugün imzalanan protokolde, ihraç ürünlerinin kapsamı yumurta, yaş meyve ve sebze ve balık ile genişletildi. 28 olan destinasyon 46’ya çıkarıldı. Liste fiyatları üzerinden ihracatçıların faydalanabileceği indirim yüzde 10-35 arası olarak güncellendi. THY ile birlikte ihracatta nice başarılara ulaşacağımıza inanıyorum. THY’ye bu önemli iş birliği için teşekkür ediyorum. Türkiye, ihracatla yükselecek. İhracat da THY’nin kanatlarında yükselecek” ifadelerini kullandı.
Aycı: Turkish Cargo, dünyanın dört bir yanına ihracat köprüleri kurdu
Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı İlker Aycı ise iş birliğiyle ilgili şunları söyledi: “Bayrak taşıyıcı kargo markamız sahip olduğu geniş hizmet ağı ile ihracatçımız açısından stratejik önemdeki pazarlara erişme konusunda can suyu olmaya devam ediyor. Dünyanın en yüksek büyüme oranlarından birine sahip ekonomimizin lokomotifi olan ihracatımıza yaptığımız katkıyı bugün burada pekiştirmek Türk Hava Yolları ailesi için bir gurur vesilesi. Pandemi döneminde kargo sektörü dünya çapında daralırken Turkish Cargo büyümeye devam ederek başarısını zorlu dönemde de kanıtladı. Bu zorlu dönemde de ihracatçımız için dünyanın dört bir yanına ihracat köprüleri kurdu. Yakında açılacak SmartIst kargo tesisimiz ile bu büyüme ivmemiz hızlanacak ve hava kargo taşımacılığında yeni bir çağ başlayacak. Turkish Cargo ve TİM iş birliğinin hem ülkemiz hem de şirketlerimiz için tetikleyici güç olmaya devam edeceğine inanıyoruz.”
İndirimli taşınacak 46 destinasyon
TİM-THY iş birliğiyle beraber Turkish Cargo; Cezayir, Amman, Amsterdam, Stockholm, Bahreyn, Belgrad, Berlin, Beyrut, Bağdat, Bangkok, Bangalore, Mumbai, Brüksel, Basel, Kahire, Guangzhou, Paris, Dakka, Delhi, Dusseldorf, Dubai, Hamburg, Hanoi, Hong Kong, Houston, Seul, İslamabad, Kabil, Kiev, Karaçi, Kuala Lumpur, Kuveyt, Lahor, Londra, Linz, Chennai, Miami, Münih, Milano, Oslo, Ho Chi Minh City
Tel Aviv, Tunus, Vilnius, Varşova ve Zürih hatlarına, Türk ihraç ürünlerinin hava kargo ile taşınmasında indirim uygulayacak.
Serdar Kemahlı, 2010 yılında çocukluğunda yediği gerçek ve sağlıklı dondurmayı yeniden üretme hayalini hayata geçirdi ve eşiyle birlikte Serez Dondurmacısı’nın temellerini attı. 2011 yılında Ar-Ge çalışmalarına başlayan Kemahlı, yerli ve yabancı kaynaklar okudu, yabancı reçeteleri inceledi, doğru hammadde temini için Marmara, İç Anadolu ve Ege bölgelerinde yer alan meyve üreticileri ve ari işleme belgesine sahip süt üreticileri ile görüştü. Doğru dondurma üretmenin temelinde kaliteli, taze ve doğal hammaddenin kullanılması kadar formülün de önemli olduğunu gören Serdar Kemahlı, her bir dondurma çeşidi için kendi formüllerini oluşturmaya başladı. Yaklaşık iki yıl süren araştırma, formülasyon ve tedarikçi arayışının ardından 2012 yılında Maltepe’de ilk mağazasını faaliyete geçiren Kemahlı, Serez Dondurmacısı markasını ve Yeni Nesil Dondurmacılık’ı dondurma sektörüne kazandırdı.
Kurulduğu günden bu yana ürünlerinin kaliteli, doğal, taze, besleyici ve sağlıklı olmasından ödün vermeyen Serez Dondurmacısı, bugün İstanbul’da üretiminin olduğu merkez şube ile birlikte Kartal, Maltepe, Bostancı, Acıbadem, Kozyatağı, Ataşehir ve Bakırköy olmak üzere toplam 8 şubesinde dondurma severleri ağırlıyor. Serdar Kemahlı’nın verdiği bilgiye göre, Serez Dondurmacısı hem İstanbul’da hem de Türkiye genelinde büyüme planları yapıyor. Kemahlı, “Son 10 yılda mahalle dondurmacılığının muhteşem dönüşüne tanık oluyoruz ki bize göre mahalle dondurmacılığı yaşamalı. Biz de bu inançla çalışmalarımızı sürdürüyor ve büyüme planları yapıyoruz. Ankara, İzmir ve Bursa öncelikli illerimiz… Şu andaki üretim kapasitemiz günde 5 ton ve bunun 4 tonunu kullanıyoruz. Bu haliyle 20 şubeye hizmet verebilecek kapasitedeyiz” dedi.

Yurt dışından çok ciddi teklifler geliyor
Mevcut şubelerin sadece 3’ünün franchise olduğunu kaydeden Kemahlı, yurt dışından da ciddi teklifler aldıklarını anlattı. Kemahlı, “Biz kalite odaklı bir markayız ve kaliteyi bozmaya niyetimiz yok. ABD, Almanya, Fransa, Norveç, Belçika’dan teklifler geliyor. Sadece ABD’den 4 teklif aldık. Ancak bu konuda doğru lokasyon ve doğru iş ortaklığı ile ilerlemek istiyoruz. Teklifleri de bu kriterler çerçevesinde değerlendiriyoruz” diye konuştu.
Uzman oldukları dondurma işinde derinleşmek istediklerini de kaydeden Serdar Kemahlı, “Markalardan gelecek tekliflere göre iş birliği yapabiliriz. Dondurma dışındaki ürünlerimizle de iddialıyız. Belçika çikolatalı salep, özel krema ve çikolata sosuyla lezzetlenen profiterol ve yaz aylarına özel hazırlanan buzlu kahvemiz var. Yeni kategorilere de giriyoruz. Örneğin yeni sezonda dondurmalı yaş pastalarımız raflarımızdaki yerini alacak” dedi.
40’ın üzerinde dondurma çeşidi var
Serez Dondurmacısı, sütlü, sütsüz, sorbe, gurme, yoğurtlu, şekersiz, yıldızlı ve yüksek proteinli olmak üzere sekiz kategoride 40’ın üzerinde dondurma çeşidini müşterilerinin beğenisine sunuyor. Serez Dondurmacısı, Türkiye’nin en az şeker içeren dondurmalarını üretiyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün gıdalarda ilave şeker kullanımını azaltmaya yönelik çabalarına ürünlerindeki şeker oranı minimuma indirerek destek olan markanın ayrıca tamamen şekersiz olan dondurma çeşitleri de bulunuyor. Serez Dondurmacısı; mandalinayı Bodrum, cevizi ve çileği Çanakkale, fıstığı Gaziantep, limonu Mersin, frambuaz ve böğürtleni Bursa, karadutu İzmir, kavunu Balıkesir ve Çanakkale bölgelerindeki çiftçilerden temin ediyor. Serdar Kemahlı, “Biz doğru dondurma yapmaya odaklanmış, bu konuda dünyaya ilham vermek için çalışan bir şirketiz. Mahalle dondurmacısı konseptinde çalışıyoruz ve doğru dondurmayı müşterilerimize sunuyoruz. En yeni teknolojileri kullanıyoruz, eğitime ve laboratuvar hizmetlerine büyük önem veriyoruz. Yerel çiftçi ve üreticiye katkıda bulunuyoruz. Bu toprakların dondurmacısı olarak iyi, doğru ve organik tarım yapan çiftçilerle çalışıyoruz. Biz bir kavun için 500 kilometre, mandalina için 1.500 kilometre öteye gidiyoruz” dedi.
Yoğurtlu ve şekersiz de var fit de var
Ürünler hakkında da bilgi veren Kemahlı, şöyle devam etti: “Vegan beslenenler, spor yapanlar, formunu koruyanlar veya şekersiz beslenmeyi tercih eden dondurma severler için sekiz ayrı kategoride lezzetler sunuyoruz. Temelinde yüksek kalitedeki süt, taze süt kaymağı, pancar şekeri ve dağ salebi bulunan sütlü dondurma çeşitleri için Balıkesir’in Gönen’den süt alıyoruz. Her ürün alımında sütü kendi laboratuvarlarımızda çeşitli test ve kontrollere tabi tutuyoruz. Vegan ve ovo vejetaryen beslenmeyi tercih edenler için uygun olan sorbe çeşitleri, süt ve süt ürünleri içermeyen yüzde 100 meyve bazlı içeriğe sahip. Günlük hayatta sıkça tüketilen besleyici, onarıcı ve lezzetli bir gıda olan yoğurt, Serez Dondurmacısı’nın kendine has reçeteleriyle yeniden lezzet buluyor. Kendi üretim tesislerimizde test ve kontroller eşliğinde mayalanarak üretilen yoğurt çeşitleri, prebiyotik özelliğe sahip yüksek kalsiyum ve lif kaynağı olarak dondurmadaki yerini alıyor. Damak tadına ek olarak mide ve bağırsak sağlığına önem verenlerin de tercihi olan yoğurtlu dondurmaların sade, çikolatalı, limonlu, çilekli ve mandalinalı çeşitleri bulunuyor. Gurme çeşitlerinde yağ kaynağı olarak sadece taze süt kaymağı kullanıyoruz. Serez Dondurmacısı’nın şekersiz ürünlerinde, taze sütten gelen laktoz dışında yapay, doğal veya doğala özdeş hiçbir tatlandırıcı kullanılmıyor. Şekersiz dondurma, sade, çikolata ve muzlu çeşitlerindeki “sıfır” şeker oranıyla diyetinde şeker bulunmayan, şekersiz beslenmeyi tercih eden veya şeker tüketimini minimuma indirmek isteyen dondurma tutkunlarına hitap ediyor. Vegan ve ovo vejetaryen beslenmeyi tercih edenler, süte alerjisi ve intoleransı olan yetişkin ve çocukların rahatlıkla tüketebilmesi için sütsüz dondurmalarda süt yerine badem sütü kullanıyoruz. Sportmenler veya günlük hayatında yoğun spor aktivitesinde bulunanlar için özel olarak ürettiğimiz yüksek proteinli dondurma çeşitleri, benzerlerine oranla 5 kat daha fazla protein ve 15 kat daha fazla lif içeriyor. Antep fıstığı, Madagaskar vanilyası ve keçi sütü Maraş adlı yıldızlı ürünleriyle dondurma severlere farklı bir lezzet şöleni sunuyoruz.
En fazla kaymaklı ve çikolatalı satılıyor
Türkiye ve dünyada dondurma pazarı hakkında da bilgi veren Serdar Kemahlı, şöyle konuştu:“Türkiye’de kişi başına dondurma tüketimi ortalama 4 kilogram. Bize en yakın ülkelerden olan Yunanistan’da bizdekinin iki katı tüketim var. Asya-Pasifik ülkelerinde tüketim 20 kilogramı buluyor. Endüstriyel dondurmalar ürünü ulaşılabilir kıldı ve talebi artırdı. Şirket olarak satışlarımıza baktığımızda en fazla kaymak, çikolata ve limon sorbe çeşitleri satılıyor. Bodrum mandalinası dördüncü sırada. İstanbul’da Anadolu yakasında Avrupa yakasına göre daha fazla dondurma tüketiliyor. Türkiye’deki tüketimde mahalle dondurmacıları çok az pay alıyor. Biz Serez Dondurmacısı olarak bu mesleğe itibarını geri vermek ve toplam tüketimdeki payımızı artırmak için mücadale veriyoruz.
Yeni nesil dondurmacılık ne anlama geliyor?
Serez Dondurmacısı’nın her şubesinde alerjen cetveli ve besin değeri tablosu bulunuyor. Tüketiciler dilerlerse bu tabloya bakarak kendileri için en doğru dondurmayı seçebiliyor. İnsan sağlığına zarar vermeyen doğal malzemeler kullanılarak yaratılan bu reçetelerde hiçbir katkı maddesi, aroma veya hazır şurup kullanmayan Serez Dondurmacısı, Yeni Nesil Dondurmacılık’ın Türkiye’deki ilk temsilcisi konumunda. Yeni Nesil Dondurmacılığın kriterleri arasında; kullanılacak meyve ve kuruyemişlerin her partide Pestisit analizinin yapılması ve ürünlerin tarım ilacı içermemesi, bünyesinde tam zamanlı gıda mühendisi ve laboratuvarı bulunması, her partide sütün antibiyotik analizinin yapılarak gerçek süt kullanılması, kalite belgelerine sahip olması, şeffaf bir yapıya sahip olarak üretimini herkese açması, hijyen başarısının yüzde 100 olması, taze üretim yapması, iyi üretim uygulamalarına sahip olması ve müşteri ilişkilerinin güçlü olması yer alıyor. Bu kriterleri sağlayan dondurmacılar, Yeni Nesil Dondurmacı unvanını almaya hak kazanıyor.

Güzellik devi L’Oréal, çok stratejik ve yüksek potansiyele sahip ülkesi Türkiye’yi bir Türk’e emanet etti. Sinem Sandıkçı Gökçen, L’Oréal Türkiye’nin ilk Türk ve ilk kadın Ülke Genel Müdürü olarak atandı. Sinem Sandıkçı Gökçen, sahip olduğu zengin tecrübe, bilgi birikimi ve çok değerli liderlik yetenekleriyle L’Oréal’in Türkiye’deki ilk Türk ve kadın Ülke Genel Müdürü olarak, yeni dönemde “Dünyayı Harekete Geçiren Güzelliği Yaratmak” vizyonunu gerçekleştirmek üzere güzellik devinin Türkiye’deki ekibine ve faaliyetlerine liderlik edecek. Tekno-Güzellik şirketi olma yolunda sürdürülebilirlik, dijitalleşme, çeşitlilik & kapsayıcılık, anlamlı markalar yaratma ve kadınların güçlendirilmesi gibi şirketin stratejik önceliklerini hayata geçirecek.
Sinem Sandıkçı Gökçen, 21 yıldır güzelliğin hayatları değiştirme gücüne inanan tutkulu bir güzellik profesyoneli. Tarsus Amerikan Koleji ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu. Kariyerine ve L’Oréal Türkiye’ye 2000 yılında başladı. Şirketin çeşitli iş birimlerinde ve farklı kademelerde pazarlama sorumlulukları sonrası Pazarlama Direktörlüğü görevini üstlendi. Sonrasında hızlı tüketim pazarında satış deneyimi kazandı. L’Oréal’in satın aldığı İpek markasını Türkiye ve Orta Doğu pazarlarında rekabetçi bir hale getirmek üzere Marka Geliştirme Direktörü olarak görev yaptı. Ardından şirketin ilk Kurumsal İletişim Direktörü olarak “Herkes için Güzellik” misyonunu Türkiye’de yerelleştirmek üzere L’Oréal’in kurumsal itibarını, paydaş yönetimini, sosyal sorumluluk faaliyetlerini ve sürdürülebilirlik programını yürüttü. Sonrasında şirketin güzelliğe sağlık katma amacına sahip tüketici sağlığı iş birimine Genel Müdür olarak atandı. Bu rolünde bölümün ve pazarın dönüşüm ve gelişim hedeflerine liderlik etti. L’Oréal’in 1 numaralı tekno-güzellik şirketi olma yolculuğunda e-ticaret, dijital dönüşüm, inovasyon ve dijital servisler, data/crm, içerik üretimi, medya birimlerinden sorumlu Kurumsal Dijital Direktörü (CDO) sorumluluğunu üstlendi. Son olarak şirketin en büyük iş birimi olan ve hızlı tüketim pazarında yer alan Tüketici Ürünleri Divizyonu’nun Genel Müdürlüğü görevine getirildi. Bölümün stratejisini Covid-19 ile değişen tüketici ve pazar dinamikleri ile yeniden tasarlayarak güzelliğe ve büyümeye dönüşü hayata geçirdi. L’Oréal Grup içinde 20 yılı aşkın renkli kariyeri ve imza attığı başarılarla öne çıkan Sinem Sandıkçı Gökçen, hem iş birimleri hem de ortak bölümlerdeki tecrübesi ile L’Oréal’in Türkiye güzellik pazarı liderliğinde ve başarılarında kilit bir rol oynadı.
Sabancı Holding ve Carrefour Grup iştiraki CarrefourSA, 1 – 30 Eylül tarihleri arasında tüketicilerin yaşamlarını iyileştirmeye odaklanan Procter&Gamble ve hayati tehlikesi olan hastalıklarla mücadele eden çocukların hayallerini gerçekleştiren Make-A- Wish® Türkiye (Bir Dilek Tut Derneği) ile birlikte “Doğrusu, Çocuklara Umut Olmak” diyerek bir sosyal sorumluluk kampanyasına imza atıyor. Kampanya kapsamında tüketiciler, CarrefourSA marketlerinden, Carrefoursa.com veya CarrefourSA Online Market üzerinden yapacakları her Head&Shoulders ve Pantene alışverişinde Make-A- Wish® Türkiye’ye (Bir Dilek Tut Derneği) katkıda bulunacaklar.
Make-A- Wish® Türkiye 3-18 yaşları arasında çocukluk çağı kanseri, organ yetmezliği, bağışıklık sisteminin çökmesi gibi zor ve travmatik tedavi süreçleri olan hastalıklar ile mücadele eden çocukların gerçekleşmesini imkansız olarak düşündükleri bir hayallerini gerçekleştirmek için destek oluyor. Araştırmalara göre, dileği yerine gelen çocukların yüzde 42’si arkadaşlarıyla daha sağlıklı ilişkiler kuruyor yüzde 72’sinin enerji seviyesi ve canlılığı artıyor, yüzde 64’ünün hayata tutunma arzusu artıyor ve yüzde 39’unun tedavi sebebiyle yaşadıkları fiziksel sıkıntılar azalıyor.
Yaşam için Doğrusu diyen CarrefourSA, çocukların eğitim, oyun vb. haklarının korunarak devam ettirilmesi amacıyla uzun yıllardır birçok projeye destek verip düzenlediği kampanyalarla müşterilerini de bu projelere dahil ediyor.
Hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın tek çatı altındaki en büyük entegre kompresör üretim tesisine sahip olan, teknoloji odaklı yatırımlarıyla birlikte Ar-Ge çalışmalarıyla da sektöründe dünyanın en güçlü markalarından biri haline gelmeyi hedefleyen Dalgakıran Grubu, geçen ay sürpriz bir isimle üst düzey yönetim kadrosunu güçlendirdi. Bosch Grubu bünyesinde 25 yıl görev yapan Steven Young, Dalgakıran Grubu’nun İcra Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi oldu. Dalgakıran Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, yeni İcra Kurulu Başkanı Steven Young ile birlikte grubun 2030 vizyonun ve hedeflerini paylaştı. Vizyon 2030 adı verilen plana göre Dalgakıran Grubu 2030 yılında 1 milyar dolarlık ciroya ulaşacak. Dünya şirketleri ile stratejik işbirlikleri ve satın almalar yoluyla büyüyecek olan grup, 1 milyar dolar ciroyla alanında dünyanın ilk 5 şirketinden biri haline gelecek.
Globalde kendi sektöründe en güçlü birkaç markadan biri olmak istediklerini söyleyen Dalgakıran Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, “Bizim yaptığımız şey dünyada iddialı ve güçlü bir marka yaratma sevdası… Bilgi ve becerimize çok ciddi katkılar yapacak yeni bir iş birliklerine ihtiyacımız var. İnsan kaynağımızda bizi bu noktada doğru bir şekilde bilgilendirecek ve bu savaşı verecek yeni bir organizasyona ihtiyacımız var dedik. Steven Young’a teklifte bulunduğum zaman önceden şöyle düşürdüm; bu kadar büyük bir şirketi yöneten birisi çok örneği de yok, böyle birisi maceralı bir alana atılır mı? Bana zaten o maceraya atılacak insanlar lazım. Steven Young da çok düşünmedi, on dakikada bu konuda anlaştık. Steven Young ile beraber Dalgakıran Grubu olarak; büyümeye karar verdik. 2030 hedeflerimiz var. O hedefler; Türkiye’ye makine sektöründe, teknoloji sektöründe çok güçlü bir marka kazandırarak, bu ülkenin bunu yapabileceğini göstermek. 20-25 yıldır söylediklerimizin yapılabileceğini bu ülkeye göstermiş olursam kendimi çok mutlu hissedeceğim. Steven Young ile birlikte yeni hedeflerimize doğru güçlü bir şekilde yürüyeceğiz” dedi.
ADNAN DALGAKIRAN: TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLACAĞIZ
Kompresör sektörünün büyük bir sektör olduğunu ve dünyada 100 milyar doların üzerinde bir pazar haline geldiğini kaydeden Adnan Dalgakıran, “Biz yeni vizyonumuzla ciddi bir başarı yakalayacağız ve bu başarımız tüm Türkiye’ye örnek olacak. DNA’larla oynamaya devam edeceğiz ve çok farklı iş yapış şekillerini Türkiye’ye göstereceğiz. Dünyada çok fazla fırsat görüyoruz ve bu fırsatları değerlendireceğiz. 1 milyar ciro hedefimiz bizi dünyada ilk 5’in arasına sokar” diye konuştu.
Dalgakıran Grubu İcra Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Steven Young da dünyada önemli bir değişim yaşandığını belirterek, “Bu değişimi üç başlığa ayırabiliriz; teknolojik değişim, iş modelleri ve iş yapış şekillerindeki değişim ve sermayenin yön değişimi. Rekabet artık ürünlerde değil iş modellerinde olacak. Eskiden iyi bir ürünüz size pazarda iyi bir konum verebilirdi artık o geçmişte kaldı. Bundan sonra iyi bir ürüne sahip olmak yeterli değil, nihai müşteriye komple anahtar teslimi olarak çözüm üretmek zorundasınız. Hangi alanlarda? Otomotiv teknolojisinde akıllı hareketlilik, artık sürücüsüz araçlarınızı kiralayabiliyorsunuz. Endüstri teknolojisini sadece iyi bir fabrika değil bu fabrikayı bir akıllı sistemin, eko sistemin içine alıp, bulut içerisinde komple tedarik zincirinizi almanız gerekiyor. Dolayısıyla fabrikalarınızın akıllı olması gerekiyor. Biz de vizyonumuzu dünyadaki gelişmeler çerçevesinde üç temel unsura yerleştiriyoruz. ‘Markalaşma’, ‘küresel ayak izimiz’ ve ‘teknoloji’… Hem satın almalara hem de stratejik ortaklıklara hazırız. 2030’da Dalgakıran Grubu için 1 milyar dolarlık bir hedefimiz var. Türkiye’den bir dünya yıldızı doğuyor” dedi.
STEVEN YOUNG: YENİ ALANLARDA YERİMİZİ ALACAĞIZ
Şirketin 2020 yılında tüm pandemi kaynaklı zorluklara rağmen çift haneli büyüdüğünü ve 100 milyon euro ciroyu yakaladığını kaydeden Young, “Bu yıl da çift haneli bir büyüme koyacağız bunun üstüne… Şu anda cironun üçte ikisi ihracattan geliyor. 2030 yılında da cironun aslan payı globalden gelecek” diye konuştu.
Stratejik işbirlikleri alanını genişleteceklerine de değinen Steven Young, şöyle devam etti: “Hem mevcut alanlarımızda hem yeni alanlarda global işbirlikleri gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Şirket 55 yıldır kompresörde güçlü ve Türkiye kadar bölgesinde de önemli bir oyuncu. Bu yine bizim ana büyüme alanımız olacak. Mevcut iş alanlarımızda sinerji oluşuturabilecek yeni alanlara bakacağız. Hidrojen bizim somut olarak odağımızda olan bir teknoloji. Bu teknolojiyi kullanan sektörler hedefimiz. Örneğin hidrojen yakıtlı araçlar bu sektörlerden biri… Biz de bu alanda yerimizi alacağız. Dünyada 65 yaş üstü nüfus çok hızlı artıyor. Bu çerçevede sağlıklı yaşam gibi insana fayda sağlayacak teknolojilere bakacağız.”
Steven Young, 2030 vizyonu çerçevesinde 4 binin üzerinde kişiye istihdam sağlayacaklarını da ifade etti.

