30 Eylül 2020

ABD VE AVRUPALI MARKALAR ROTAYI TÜRKİYE'YE ÇEVİRDİ

İstanbul Moda Konferansı’nın tanıtım toplantısında konuşan TGSD Başkanı Hadi Karasu ve İHKİB Başkanı Mustafa Gültepe: 'Salgın sonrası Çin'e alternatif arayan Avrupalı ve ABD’li küresel markalar, rotayı Türkiye'ye çeviriyor' dedi.

TGSD Başkanı Hadi Karasu: Uzak ülkelerden tedarik ve uzun dönemli stok yapmanın büyük finansal kayıplara ve yıkımlara neden olabileceği salgın döneminde görüldü. Markalar artık ihtiyaçlarını yakın bölgelerden, minimum stokla ve hızlı döndürebilecekleri ülkelerden tedarik etme yoluna gidecekler.  Çin’deki üretimlerini durdurup bölgeye dönmeye çalışan markalar son haftalarda bizimle iletişime geçip kapasite yokluyorlar, numune yaptırmak istiyorlar.

İHKİB Başkanı Mustafa Gültepe: Çin ile yaşanan ticaret savaşı nedeniyle ABD’li markalardan Türkiye’ye bir yönelim var. Maske ve tıbbi giysilerin de katkısı ile ABD’ye ihracatımız 9 ayda yüzde 19,7 artış gösterdi. Yurt dışındaki ortaklarımızla yürüttüğümüz temaslarımız Türk hazır giyim sektörünün salgın sürecinden güçlenerek çıkacağını gösteriyor.

Türk Moda Endüstrisi’nin uluslararası ölçekte prestij organizasyonlarından biri olan İstanbul Moda Konferansı’nın 13’üncüsü “Moda endüstrisinde dönüşüm başladı” vurgusuyla 8 – 9 Ekim tarihlerinde yapılacak. Bu yılki teması ‘Fashion's Wake Up Call’ olarak belirlenen ve online gerçekleştirilecek konferansta küresel markaların temsilcileri ile moda endüstrisinde dönüşüm, sürdürülebilirlik, dijitalleşme konuları mercek altına alınacak.

Konferansa ev sahipliği yapan Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Hadi Karasu ile her sene olduğu gibi bu yıl da organizasyona destek veren İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Gültepe düzenledikleri ortak basın toplantısında salgının sektöre etkilerini ve yeni dönemle ilgili beklenti ve değerlendirmelerini paylaştılar.

KOŞULLAR İYİ DEĞERLENDİRİLEBİLİRSE UZAKDOĞU’DAN 15 MİLYAR DOLAR İŞ GETİREBİLİRİZ

TGSD Başkanı ve EURATEX Başkan Yardımcısı Hadi Karasu konuşmasında Mart – Mayıs döneminde ‘kâbus gibi’ 3 ay geçirdiklerini söyledi. Sektörde kapasite kullanımının yüzde 38,3’e kadar gerilediğinin altını çizen Karasu şöyle devam etti:

“Bu zorlu süreçte hızlı modanın yanı sıra yine hızlı ama sezon temelli üretime geçilmesi gerektiğini öğrendik. Dolayısıyla üçer aylık veya daha kısa aralarla koleksiyon yapan bir ülke formatına bürünmemiz gerekiyor. Salgınla birlikte tedarik zinciri de değişti. Küresel markalar uzak ülkelerden tedarik ve uzun dönemli stok yapmanın büyük finansal kayıplara ve yıkımlara neden olabileceğini salgın döneminde gördüler. Avrupalı markalar artık ihtiyaçlarını yakın bölgelerden, minimum stokla ve hızlı döndürebilecekleri ülkelerden tedarik etme yoluna gidecekler. Nitekim bu değişimin yansımalarını görmeye başladık. Çin’deki üretimlerini durdurup bölgeye dönmeye çalışan markalar son haftalarda bizimle iletişime geçip kapasite yokluyorlar, numune yaptırmak istiyorlar. Çin 2019’da 35,9 milyar doları ABD’ye olmak üzere toplamda 170 milyar dolarlık hazır giyim ihracatı gerçekleştirdi. Bu pastadan yüzde 10 pay alabilmek için bile mevcut ihracatımız kadar kapasite yaratmamız gerekiyor. Yani hızla büyük ölçekli yatırımlara ihtiyacımız var. Böylesine ilave kapasite için bölgesel teşvikler yerine hazır giyim yatırımlarının yurt genelinde desteklenmesi ile gerekiyor.

Sektörel üretimin yüzde 80’i büyük şehirlerde ve küresel tedarik zincirindeki yeniden yapılanmadan yararlanacak bu firmaların teşvik sistemi ile desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Teşvik sistemindeki önemli bir yenilik de yeni yatırımlar için bir yılı ödemesiz 3 – 4 yıl vadeli kredilerin kullandırılması. Eğer teşvik sitemi değişir ve kredi olanakları sağlanırsa Çin’in dünya hazır giyim ihracatındaki 170 milyar dolarlık pastasından yüzde 10 pay alabilir çok kısa bir süre içinde mevcut istihdamımızı ve ihracatımızı iki katına çıkarabiliriz.

Öte yandan, en büyük pazarımız Avrupa’da da hazır giyim sektörü büyük bir dönüşüm geçiriyor.

Bölgesel işbirlikleri ve tedarikin (local for local) önemi hızla artıyor ve tüm süreçler dijital platformlara taşınıyor. Elektronik ticaret lojistiği baştan aşağı değişiyor. Avrupalı alıcıların ve markaların güvenli, yeşil üretim hassasiyeti en yüksek seviyeye geldi. Biz de bu dönüşümüne uyum sağlamalı ve AB pazarında 2019’daki 10,3 milyar Avro ile yüzde 5,6 olan payımızı arttırabilmeliyiz.
    
YURT İÇİNDE KARTLARLA GİYİM HARCAMALARI GEÇEN YILIN YÜZDE 87’SİNDE KALDI

Hadi Karasu salgın sürecinde sektörün iç pazarda da hazır giyim harcamalarında ciddi bir daralma olduğunu bildirdi. Karasu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İç pazardaki daralmayı Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) verilerinde de görebiliyoruz. BKM verilerine göre 2019’un Ocak – Ağustos döneminde 54,7 milyar TL olan kartlarla giyim ve aksesuar harcamaları bu yılın aynı döneminde 47,7 milyar TL’ye geriledi. Hazır giyimde yüzde 9,2’lik yıllık enflasyona rağmen harcamaların geçen yılın yüzde 87’sinde kalması iç pazardaki daralmanın boyutlarını net bir şekilde ortaya koyuyor. Hem ihracat hem de iç pazar anlamında en kötüsünü geride bıraktığımıza inanıyorum. Kapasite kullanımımız Eylül itibarı ile yüzde 71,9’a çıkması ile birlikte kritik eşiği aştık. Beklediğimizden daha hızlı bir toparlanma oldu. Ancak salgın öncesi seviyeye 2021’in ikinci yarısından önce ulaşabilmemizi pek ihtimal dahilinde göremiyorum.”

İHKİB BAŞKANI MUSTAFA GÜLTEPE: EYLÜL AYINDA DA 1,8 MİLYAR DOLARA YAKLAŞIRIZ

İHKİB Başkanı Mustafa Gültepe de konuşmasında salgın şokunu hızla atlatan hazır giyim endüstrisinin Haziran ayından itibaren hızlı bir toparlanma sürecine girdiğini bildirdi. Gültepe, şöyle devam etti: Haziran’ı yüzde 25 artıda kapattık. Temmuz’da 1,8 milyar dolarla sektörel ihracat rekorumuzu kırdık. Ağustos’ta 1 milyar 546 milyon dolarla en çok ihracat gerçekleştiren sektör olduk. Eylül’de Temmuz’daki 1,8 milyar dolarlık rekorumuza yaklaşacağımız görülüyor. Son 4 ayda salgın döneminin kaybını büyük ölçüde telafi ettik. Ocak – Eylül döneminde geçen yıla göre hâlâ 9,2 eksideyiz ancak

siparişlere bakılırsa önümüzdeki 3 ayın da iyi geçeceğini söyleyebilirim. Maske ve tıbbi giysilerin de katkısı ile yılı büyük olasılıkla 17 milyar dolar civarında kapatacağız. Özellikle Eylül’de AB’ye ihracatta yakaladığımız yüzde 24’lük artışın altını çizmek istiyorum. Öte yandan Çin ile ticaret savaşı nedeniyle ABD’den de Türkiye’ye bir yönelim var. Bu ülkeye ihracatımız 9 ayda yüzde 19,7 artış gösterdi. Yurt dışındaki ortaklarımızla yürüttüğümüz temaslarımız Türk hazır giyim sektörünün salgın sürecinden güçlenerek çıkacağını gösteriyor.

İHRACATÇI İÇİN KURUN SEVİYESİNDEN ÇOK İSTİKRARI ÖNEMLİ

Son dönemde kurlardaki yükselişi de değerlendiren Mustafa Gültepe, ihracatçılar için kurun seviyesinden çok istikrarının önemli olduğunu söyledi. Gültepe, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kurda ani ve sert dalgalanmaların olduğu dönemlerde ihracatçının önünü görmesi zorlaşıyor; dolayısı ile uzun vadeli plan yapabilme imkanı kalmıyor. Örneğin sipariş aldığımızdaki kurun seviyesi ile 3 ay sonra teslimat tarihindeki seviye arasındaki makas açıldığında sorun olabiliyor. Kur teslimat tarihinde aşağıya doğru gidiyorsa bu ihracatçı için zarar anlamına geliyor. Kur aşırı yükseldiğinde ise alıcıların indirim baskısı ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu nedenle kurun enflasyon oranında ya da biraz üstünde artmasını en ideal durum olarak değerlendiriyoruz. Biz üretim için gerekli hammadde ve ara malı dolar karşılığında alıyoruz, ihracatımızın yarıdan fazlasını Avro ile yapıyoruz. Euro / dolar paritesi de bugün için hazır giyim ihracatçılarımız için ideal seviyede bulunuyor.”

SALGINLA ZORUNLU HALE GELEN DİJİTALLEŞME VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK MERCEK ALTINA ALINACAK

Türk Moda Endüstrisi’nin prestij organizasyonlarından olan ve TGSD’nin İHKİB’in iş birliğinde düzenleyeceği İstanbul Moda Konferansı 8 – 9 Ekim tarihlerinde yapılacak. Salgın nedeniyle tamamen online olarak gerçekleştirilecek organizasyonun bu yılki teması ‘Fashion's Wake Up Call’ olarak belirlendi. Konferansta daha önceki organizasyonlarda da ana gündemi oluşturduğu halde hep ertelenen ancak salgın sürecinde zorunlu hale gelen dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ile dönüşüm ve çevre dostu üretim gibi konular mercek altına alınacak. Konferansta ayrıca Türkiye’nin yıllık ithalatı

1 milyon tona yaklaşan pamukta sürdürülebilirlik konusu enine boyuna konuşulacak.