20 Kasım 2018

DÖVİZLE KİRALAMADA SON DURUM!

Özay Hukuk Bürosu'nun Kurucusu Avukat Merter Özay, dövizle kiralamada son gelişmeleri Perapost'a yazdı:

Yabancı Sermayeliyse Dolar Ödesin Öyle mi?

"Hani kiralamanın yabancı para cinsinden yapılmasına yönelik eleştirilerin kur yükseldikçe sertleşmesiyle bir dizi önleyici düzenleme yapılmıştı ya… İşte o düzenleme artık yok.
Konunun kapsamı gereği çok kısa kronolojik özet geçelim; Dövizle kiralama yasağını da içeren 13 Eylül 2018 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı sonrası, 6 Ekim’de yeni bir tebliğ yayımlandı ve anlaşamayanlar için bir kur belirlendi. Bu tebliğe göre 30 günlük sürenin sonu olan 13 Ekim’e kadar farklı bir kurda anlaşılamadıysa, USD için 4.50.-TL üzerinden ödemeye/sözleşmeye devam edilmesi öngörülerek, devlet bir nevi sizin adınıza esaslı unsurda icap-kabul işlemini gerçekleştirdi.
Ben 22 Ekim tarihinde yazdığım bir makaleyi aynen şu ifadelerle bitirmiştim “…Böyle giderse bir “istisnaların istisnası yönetmeliği” daha yolda, her görüş birkaç gün içinde geçerliliğini yitiriyor, hele biz de bugün 22.10.2018 şeklinde tarih atalım da sonradan göz atan okuyucunun kafası iyice karışmasın…”
Kanun koyucu bizi şaşırtmadı,16 Kasım’da beklenen istisnaların istisnası yönetmeliğini yayımlandı ve md. 8 /3 ve md. 8/25’de yaptığı değişikliklerle (fazla akademik detaya girmeksizin) özetle şu aşamaya gelindi; “Kiracı şirketin en az %50’si yabancı sermayeliyse, bundan böyle döviz kirası ödeyebilir, üstelik seçim hakkı da kendisinde değildir”. Oldukça ilginç değil mi? Tebliğ’de geçmişe etki yaratacak özel bir hükme yer vermemesi belki de işleri iyice karmaşıklaştırmamak adına tek olumlu adım oldu. Zira Ekim/Kasım ayında TL’ye geçiş protokolü yapıldıysa veya belirlenen sabit kur üzerinden fatura kesildiyse yeni bir icap-kabul oluştuğundan taraflar aslında TL’ye dönmüş oldu. Bu yeni 16 Kasım tarihli tebliğ ile önceki (dövizden Türk Lirası’na çevrilmiş) sözleşmeler açısından tekrar dövize dönmek hukuken mümkün değil, ancak bundan sonra dövizle kiralamada bir engel bulunmuyor.

Kısa film şeridi gibi...

Bu üçüncü düzenlemeyle, konunun asıl çıkış noktası olan AVM kiralarında tekrar dövize dönüşle amaçlanan nedir, anlamak mümkün değil. İstisnalar arttıkça “neredeyse” araç kiralamadan başka döviz yasağına takılan hukuki işlem de kalmadı, ticarete ölçüsüz müdahalenin sonuçları da kısa film şeridi gibi iki ayda önümüzden geçti.
Yabancı sermayeli şirketi kur riski karşısında tek başına bırakmanın sakıncalarını da yazalım;
Sanılanın aksine, yabancı sermayeli şirketler yerli rakiplerine nazaran kur riskini daha fazla alırlar. Ülkeye döviz üzerinden yatırım yapar, geri dönüşü çoğunlukla TL üzerinden sağlamaya çalışır, bağlı bulundukları merkeze döviz üzerinden raporlama yaparlar. Kısaca, yurt dışındaki merkez sizin TL üzerinden ne kadar kâr elde ettiğinizden ziyade, bunun USD üzerinden defterlerine yazacağı karşılığını düşünür. Dolayısıyla TL değer kaybettikçe, yabancı sermayeli şirketin kârlılığı daha süratli biçimde düşer.
Örnekle ilerleyelim, en az %51 sermayesi yabancı olan kiracı perakendeci USD öderken, hemen yanındaki %40 yabancı sermayeli komşusu döviz riskini taşımayacak. Sırf hisse oran farkı sebebiyle aynı AVM’de, aynı tüketiciye benzer ürünlerde hizmet veren iki rakibi, en önemli gider kaleminde bu şekilde farklılaştırmak tüketicinin ve ticari rekabetin doğasına son derece zararlıdır.  

Hukuki zemin

Hafta sonu perakendeci-patron bir dostumla konuşurken, bu düzenlemenin sadece yabancı sermayeli şirketleri etkilediğini öğrenince rahat bir nefes aldı. Ta ki benim “yahu sen şirketine yabancı yatırımcı arıyordun, bu şartlarda bulman daha da zorlaşmadı mı?” soruma kadar. Her sabah bir yenisine uyandığımız hukuki zemini zayıf bu düzenlemelerin domino etkisini düşünmek, her yangına bir kova su dökmek yerine, işleyen bir söndürme sistemi kurmak gerekir. Her bir düzenleme sonrası farklı cenahtan gelen sevinç nidaları yerine, AVM yatırımcısının da perakendecinin de, hissedarının sıfatına bakılmaksızın aslında aynı gemide olduğu bilinciyle hareket etmek, öneri mahiyetinde taslaklara gündelik menfaatin değil, hukukun yansıtılması için mücadele etmek yerinde olacaktır.
Biz yine bu yazımıza da 22.11.2018 şeklinde tarih atalım ve son düzenleme sonrası müvekkillerden gelen sayısız haklı soruya görüş yazmaya devam edelim. Ne de olsa bugünlerde döviz aşağı yönde seyretse de, döviz tebliğleri kritik “her ay” bandını aşarak yukarı doğru kırılım gösterecek gibi duruyor."